<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özlem Dirgin</title>
	<atom:link href="http://www.ozlemdirgin.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ozlemdirgin.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Mar 2010 15:53:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Şehir</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2010/02/25/sehir/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2010/02/25/sehir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 11:30:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[ 
Candan Erçetin / Ceza &#8211; Şehir (tavsiye efem.. )
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-large wp-image-342 alignnone" title="resimkçk" src="http://www.ozlemdirgin.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/resimkçk1-1024x803.jpg" alt="resimkçk" width="819" height="642" /></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Candan Erçetin / Ceza &#8211; Şehir (tavsiye efem.. )</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2010/02/25/sehir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişki</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2010/02/25/iliski/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2010/02/25/iliski/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 10:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=339</guid>
		<description><![CDATA[Yasak aşklar sokağında,
mini etekli bir kadın_
Dudaklarında en yasak kırmızı,
bakışlarında günahları,
ojesi çıkmış tırnakları,
ve sigarası, ince parmakları arasına sıkışmış_
Sıkışmış bir hayat,
dumanı henüz üstünde,
saçları darmadağın kadın,
henüz yirmilerinde_
Yasak duygular sokağında bir adam,
gözlerinde bitap bakışları,
yürüyor sessizce kaldırımdan,
bayan&#8217;a bakmadan_
Ellerin titrek, huzursuz duruşları,
yenmiş tırnaklarında endişenin kalıntıları_
Yasak aşkın sokağında, bir aşk,
kalbe doğru akıtılan yaşlar,
soğuk, ürkek bir hava,
saat sabahın dördü,
topuğu kırılmış ruganıyla kadın,
henüz köşeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yasak aşklar sokağında,<br />
mini etekli bir kadın_</p>
<p>Dudaklarında en yasak kırmızı,<br />
bakışlarında günahları,<br />
ojesi çıkmış tırnakları,<br />
ve sigarası, ince parmakları arasına sıkışmış_</p>
<p>Sıkışmış bir hayat,<br />
dumanı henüz üstünde,<br />
saçları darmadağın kadın,<br />
henüz yirmilerinde_</p>
<p>Yasak duygular sokağında bir adam,<br />
gözlerinde bitap bakışları,<br />
yürüyor sessizce kaldırımdan,<br />
bayan&#8217;a bakmadan_</p>
<p>Ellerin titrek, huzursuz duruşları,<br />
yenmiş tırnaklarında endişenin kalıntıları_</p>
<p>Yasak aşkın sokağında, bir aşk,<br />
kalbe doğru akıtılan yaşlar,<br />
soğuk, ürkek bir hava,<br />
saat sabahın dördü,<br />
topuğu kırılmış ruganıyla kadın,<br />
henüz köşeyi döndü_</p>
<p>19 Ocak 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2010/02/25/iliski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hallelujah</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2010/01/31/hallelujah/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2010/01/31/hallelujah/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2010 22:11:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=336</guid>
		<description><![CDATA[(&#8217;Jeff Buckley &#8211; Hallelujah&#8217; için yazılmıştır, bir yandan parçayı da dinlemenizi öneririm : http://fizy.com/s/16k9px )
Parmakları tellerin üzerinde gezinirken
bir iç çekişle başlıyor ruhuma süzülmeye…
Fısıldıyorum her gece yatağımda…
Hallelujah…
 
Başım yastığımda,
Gözlerim karanlıkta,
Ve o huzur veren ses…
                        Hem umudu,
                                   hem hüznü yaşatıyor,
                        Onlarca duyguyu,
                                   hücrelerime dolduruyor…
Benim düşlerimden çıkıp
Bana dönüyor sanki.
Ruhum bedenimi usulca terk ediyor,
“Gitme” demeye gücüm yetmiyor…
 
Kolay değil zaten gitme demek,
Hele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>(&#8217;Jeff Buckley &#8211; Hallelujah&#8217; için yazılmıştır, bir yandan parçayı da dinlemenizi öneririm : <a href="http://fizy.com/s/16k9px">http://fizy.com/s/16k9px</a> )</em></p>
<p>Parmakları tellerin üzerinde gezinirken</p>
<p>bir iç çekişle başlıyor ruhuma süzülmeye…</p>
<p>Fısıldıyorum her gece yatağımda…</p>
<p>Hallelujah…</p>
<p> </p>
<p>Başım yastığımda,</p>
<p>Gözlerim karanlıkta,</p>
<p>Ve o huzur veren ses…</p>
<p>                        Hem umudu,</p>
<p>                                   hem hüznü yaşatıyor,</p>
<p>                        Onlarca duyguyu,</p>
<p>                                   hücrelerime dolduruyor…</p>
<p>Benim düşlerimden çıkıp</p>
<p>Bana dönüyor sanki.</p>
<p>Ruhum bedenimi usulca terk ediyor,</p>
<p>“Gitme” demeye gücüm yetmiyor…</p>
<p> </p>
<p>Kolay değil zaten gitme demek,</p>
<p>Hele ki gitmek isterken, ruhum…</p>
<p> </p>
<p>Ve yükseliyor,</p>
<p>Bir şeyler arıyor duygularım arasında</p>
<p>                                   kendinden bir şeyler…</p>
<p> </p>
<p>Titreyerek kendime geliyorum,</p>
<p>            Ruhum bana döndüğünde…</p>
<p>Titreyerek kapatıyorum gözlerimi,</p>
<p>Nefes alışlarım,</p>
<p>            Kalp atışlarım,</p>
<p>                        Gözyaşlarım…</p>
<p>                        Hala yaşıyorum,</p>
<p>Hallelujah…</p>
<p> </p>
<p><em>Jeff Buckley, ruhu şadolsun&#8230; </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2010/01/31/hallelujah/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazır değildim</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2010/01/21/hazir-degildim/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2010/01/21/hazir-degildim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 12:10:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[Ben doğmaya hazır değildim,
Ama kendimi bu dünyada buldum,
Sormadılar ki hiç&#8230;
Ben hayata çıplaklığımla dokunmayı diledim ilk uzanışımdan yana,
Mahrem düşüncesini aklıma soktular,
Giyinmeye hazır değildim oysa ben&#8230;
Ben konuşmaya hazır değildim,
Fikirlerim bende kalmalıydı,
Ama zorla söylettiler ilk kelimemi bana..
Ben yürümeye hazır değildim,
Memnundum yer değiştirmeden, tehlikesiz yaşamaktan
Ama ayaklarım üzerinde durmamı istediler benden..
Ben koşmaya da hazır değildim,
İsteklerimi benden uzaklaştırdılar,
Koşup onları yakalamak zorunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben doğmaya hazır değildim,<br />
Ama kendimi bu dünyada buldum,<br />
Sormadılar ki hiç&#8230;</p>
<p>Ben hayata çıplaklığımla dokunmayı diledim ilk uzanışımdan yana,<br />
Mahrem düşüncesini aklıma soktular,<br />
Giyinmeye hazır değildim oysa ben&#8230;</p>
<p>Ben konuşmaya hazır değildim,<br />
Fikirlerim bende kalmalıydı,</p>
<p>Ama zorla söylettiler ilk kelimemi bana..<br />
Ben yürümeye hazır değildim,<br />
Memnundum yer değiştirmeden, tehlikesiz yaşamaktan<br />
Ama ayaklarım üzerinde durmamı istediler benden..<br />
Ben koşmaya da hazır değildim,<br />
İsteklerimi benden uzaklaştırdılar,<br />
Koşup onları yakalamak zorunda kaldım,<br />
Düşe kalka koştum..<br />
Ben yazmaya hazır değildim,<br />
Elime bir kağıt, bir de kalem tutuşturdular&#8230;</p>
<p>&#8216;Yaz&#8217; dediler&#8230;<br />
<em> Oysa özgürlük, zihnimizle gökyüzüne yazmak değil mi hayatı?</em></p>
<p><em>21012010<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2010/01/21/hazir-degildim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>(Summary) The Elements of Opera &amp; Opera in Baroque Era (Page 110-116 in IB Music)</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2009/12/14/summary-the-elements-of-opera-opera-in-baroque-era-page-110-116-in-ib-music/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2009/12/14/summary-the-elements-of-opera-opera-in-baroque-era-page-110-116-in-ib-music/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 15:54:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[This is the summary of an article in IB music book. I think that can be useful for someone  
&#8212;-
Opera began in Italy around 1600. It’s basically the synthesis of sing and act. Everyone wear costume in operas. Scenery, lighting and stage are making opera more powerful and musical effects are one of  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>This is the summary of an article in IB music book. I think that can be useful for someone <img src='http://www.ozlemdirgin.com/blog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&#8212;-</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-318" title="OperaSeriaActIII350x193" src="http://www.ozlemdirgin.com/blog/wp-content/uploads/2009/12/OperaSeriaActIII350x193.jpg" alt="OperaSeriaActIII350x193" width="350" height="193" />Opera began in Italy around 1600. It’s basically the synthesis of sing and act. Everyone wear costume in operas. Scenery, lighting and stage are making opera more powerful and musical effects are one of  the most important things on acting.<br />
<strong>Libretto</strong> is the text of opera (written by librettist or dramatist). It set to music by <strong>composer</strong> and became an opera. As composers said, the text needs music because all emotions like love, hatred or passion needs come to life and music helps to make them alive.<br />
Operas may contain dialogues but they’re generally sung and librettist allows composer to musical elaboration.  Opera soloist needs really great vocal artistry because soloist must create all characters of the opera.<br />
There are some voice categories of opera; <strong>coloratura soprano </strong><em>(high range; rapid scales and trills),</em> <strong>lyric soprano</strong> (<em>light voice, grace and charm</em><strong>), dramatic soprano</strong> <em>(powerful voice, passionate intensity),</em> <strong>lyric tenor</strong> <em>(light, bright voice),</em> <strong>dramatic tenor</strong> <em>(powerful, heroic expression),</em> <strong>basso buffo</strong> (<em>comic roles, sings rapidly),</em> <strong>basso profondo</strong> <em>(very low range, grat dignity).</em><br />
The main attraction of many operas is <strong>aria</strong> (song for solo with an orchestra). It is generally role in emotional scene. It usually lasts several minutes. Composers often lead into an aria with a <strong>recitative</strong>, a vocal line which imitates the rhythms and pitch. In recitative words are sung rapidly.</p>
<p><span id="more-316"></span>The soloist in an opera sing duets, trios, quartets, quintets and sextets. If there are three or more singers are involved, compisition called <strong>ensemble</strong>. <strong> </strong></p>
<p><strong>Chorus </strong>generates atmosphere and makes comments on the action.<br />
<strong>Plumpter</strong>, who reminds words and pitches to the singer.</p>
<p>Orchestra is directly about the atmosphere and mood on scene. Instrumentalist in the pit which is front of the stage. During the performance, director sets the tempos and indicates the dynamics. Dances are generally incidental in operas.</p>
<p>Most operas open with <strong>prelude (overture). </strong>Prelude is a short part which involves the audience in overall dramatic mood; orchestral introduction.</p>
<h3>Opera in Baroque Era<img class="alignright size-medium wp-image-323" title="OntarioOpera_Carmen_2005_" src="http://www.ozlemdirgin.com/blog/wp-content/uploads/2009/12/OntarioOpera_Carmen_2005_-300x200.jpg" alt="OntarioOpera_Carmen_2005_" width="300" height="200" /></h3>
<p><strong>Camerata</strong>, is a small group of nobles, poets and composers In Italy (1575). They wanted to create a new vocal style modeled on Greek tragedy. Camerata wanted voxal line to follow the rhythms and pitch of speech. Polyphony was rejected by them.</p>
<p>Opera did indeed reflect the creative urge of composer and liberttist, but it also was a way to flatter the aristocracy.</p>
<p>Venice is important for opera because the first public opera hause opened in Venice (1637) and there were 17 opera hauses between 1637 – 1700. Venetian opera became popular. Baroque opra marked as rise of virtuoso singers.</p>
<p>During late baroque recitatives accompanied by a basso continuo (<strong>secco recitatives).</strong> They might be supported by orchestra (<strong>accompanied recitatives). </strong></p>
<p>The typical form was A B A. An aria in A B A is called <strong>da capo aria. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2009/12/14/summary-the-elements-of-opera-opera-in-baroque-era-page-110-116-in-ib-music/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>III Maymun</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2009/12/03/iii-maymun/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2009/12/03/iii-maymun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 12:31:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[Koyun misali gidiyoruz,
Önümüzde bir ışık
kapılmışız, uyuyoruz gözlerimiz açık
Sormuyoruz “nereye”
Takılmışız ışığın peşine,
Kaynağını bilmediğimiz masallar,
rüyalarımızı süsleyen resimler,
ve hayallerimiz sunuluyor bize&#8230;
Sormadan, bakmadan gidiyoruz,
Sonucunu bilmeden atıyoruz adımlarımızı,
Bir ışık, önümüzde
çekiyor bizi kendine,
Işıktan karanlık doğacak, karadelik misali bir zifiri,
bilmiyoruz&#8230;
Yemeklerimizde fare zehiri,
bilmiyoruz&#8230;
Ellerimizde çaresizliğin yara izleri,
Takıldık peşine,
Sormadan, bilmeden, istemeden,
Sürüklene sürüklene bazen,
Gidiyoruz&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koyun misali gidiyoruz,<br />
Önümüzde bir ışık<br />
kapılmışız, uyuyoruz gözlerimiz açık</p>
<p>Sormuyoruz “nereye”<br />
Takılmışız ışığın peşine,<br />
Kaynağını bilmediğimiz masallar,<br />
rüyalarımızı süsleyen resimler,<br />
ve hayallerimiz sunuluyor bize&#8230;<br />
Sormadan, bakmadan gidiyoruz,<br />
Sonucunu bilmeden atıyoruz adımlarımızı,<br />
Bir ışık, önümüzde<br />
çekiyor bizi kendine,<br />
Işıktan karanlık doğacak, karadelik misali bir zifiri,<br />
bilmiyoruz&#8230;</p>
<p>Yemeklerimizde fare zehiri,<br />
bilmiyoruz&#8230;</p>
<p>Ellerimizde çaresizliğin yara izleri,<br />
Takıldık peşine,<br />
Sormadan, bilmeden, istemeden,<br />
Sürüklene sürüklene bazen,</p>
<p>Gidiyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2009/12/03/iii-maymun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deliliğim</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2009/11/18/deliligim/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2009/11/18/deliligim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 10:31:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[Boş bir kağıt aldım önüme, dolduruyorum. &#8220;Neden?&#8221; diye soruyorum ama, bilmiyorum. Yazmaya ihtiyacım var sanırım. Yine çok sıkıldım.
Aslında sürekli oflamamın nedeni de bu anlık sıkıntılar değil dışarıdan görüldüğü gibi. Çünkü fark ediyorum insanların &#8220;yine mi&#8221; diyen ifadelerini, her iç çekişimden sonra.
Deliliğime giydirdiğim bir giysi bu aslında, bir kenarda yalnız oturan, sıkılgan ben. Deliliğim, gözlemeyi seven [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boş bir kağıt aldım önüme, dolduruyorum. &#8220;Neden?&#8221; diye soruyorum ama, bilmiyorum. Yazmaya ihtiyacım var sanırım. Yine çok sıkıldım.</p>
<p>Aslında sürekli oflamamın nedeni de bu anlık sıkıntılar değil dışarıdan görüldüğü gibi. Çünkü fark ediyorum insanların &#8220;yine mi&#8221; diyen ifadelerini, her iç çekişimden sonra.</p>
<p>Deliliğime giydirdiğim bir giysi bu aslında, bir kenarda yalnız oturan, sıkılgan ben. Deliliğim, gözlemeyi seven yanım.</p>
<p>Duvara yaslanıp insanları seyrediyorum, kaç saat oldu dikkat etmeden. Bana bakan gözleri görüyorum, yine görüyorum &#8220;yine mi&#8221; diye soran gözleri.</p>
<p>&#8220;Neden?&#8221;&#8230; Bilmiyorum. Bakmaya ihtiyacım var sanırım. Müziğim duruyor, şarjı bitmiş bir alet var elimde, boş ekranında bir şey görünmüyor. Gözlerimi karşıdaki duvara dikip duruyorum. Sessizlik. Düşünüyorum &#8220;muhtaç kıldılar beni&#8221;.  Beynimde şarkı söyleyen bir ben var, onu dinliyorum. Şarjı bitmiyor onun, damağı kuruyana kadar orada melodisini sürdürecek, biliyorum.</p>
<p>Biri geçiyor koridordan, gözlerimi duvardan alıyor, kendine çekiyor. &#8220;Neden?&#8221; diyorum, bilmiyorum.</p>
<p>Duvardan sıkıldım belki de, O&#8217;nu takip ediyorum. Saçları dalgalanırken güneş canlanıyor zihnimde, sarı. Özlediğimi fark ediyorum.</p>
<p>Duvarda bir tablo, karşısında çakılı kalıyorum. &#8220;Neden?&#8221;, bilmiyorum. Çerçeveden bakınca duvarın ardını görüyorum. Bir oda, karanlık, bana bakan gözler, çerçevenin içinde beni deli eden düşünceler. Kaçıyorum. Tam tersi yönde, koşmaya başlıyorum. Biri sesleniyor, ses uzaklaşıyor, siren sesleri, sesler, görüntüler, beyaz görüntüler, ve kırmızı.</p>
<p>Arkamı dönüyorum, kör benliğim yerde yatıyor. Göremediği duvarlara çarpmış, yıpranmış elbisesi, göremediği elbisesi, göremediğim engeller&#8230;. Eksik hissediyorum.</p>
<p>Biri sesleniyor &#8220;işe yaramazdı&#8221; diye, gülüyor. Omzuma dokunuyor, bana bir sigara uzatıyor.</p>
<p>Yas tutan benliğim, boşlukta kendine uzanan ilk şeye sarılıyor.</p>
<p>Ama ben, kaçıyorum, tüm benliklerimi bırakıyorum çığlıklar arasında.. Yalnızlığıma gidiyorum.</p>
<p>Ve bir fısıltı, ensemdeki nefesin sıcaklığıyla, &#8220;ben buradayım&#8221; diyor.</p>
<p>Yalnız değilim&#8230;.</p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><em>&#8216;Halil Cibran &#8211; Deli&#8217;yi anarak&#8230;.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2009/11/18/deliligim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TOK Essay</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/18/tok-essay/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/18/tok-essay/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 18:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[( My grade was 75 %, i think it can be helpful for someone else&#8230; )
Compare and contrast knowing a friend to knowing how to swim, knowing a scientific theory and knowing a historical period. What conclusions about the nature of knowledge can you reach?
               Knowledge is include all the things we learned. People use different ways [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>( My grade was 75 %, i think it can be helpful for someone else&#8230; )</em></p>
<p><strong>Compare and contrast knowing a friend to knowing how to swim, knowing a scientific theory and knowing a historical period. What conclusions about the nature of knowledge can you reach?<img class="alignright" src="http://img.amazon.ca/images/I/518GQ8G3QBL._SL500_AA240_.jpg" alt="" /></strong></p>
<p>               Knowledge is include all the things we learned. People use different ways to know something. Everybody has different ideas and different ways to learn and their brains are storing those informations in different ways. Some informations can not be proved, some informations can be sense in different ways. All those methods forming our brain and our knowledge. Different areas of knowledge can be defined different ways. Knowing scientific theroies, historical periods and knowing how to play guitar have different areas on knowledge system and their evaluation parts are different too. People have contact with all objects and all other people. It’s consituting new relationships between them and all those formings adding new things on their knowledge.<span id="more-307"></span><br />
               Since first human’s birth there are some events on the earth to perceive. He had to try all ways he can, to reach the best. For example, when he fell the lake, he saw that lake is wet and dangerous. It was the way of primitive humans’ learning. From that day people collecting datas and improving their knowledge. We can say there is a relationship between people and the things that they have. And it can be cause of the another another of knowledge, ‘to feel’. For example, when I met a new friend, I can’t know he’s good or bad for me. After I began to know him when somebody ask me something about him I can answer their questions. Know a person or know a emotion is not need to research or read book. We can define that with feelings. You can trust somebody because of his/her feelings on you. Sometimes they ask you ‘How do you know his feelings?’ and you can not answer. You can only say ‘I know, because I believe, I feel’. Morever, religion is like that. When you choose a sect on your religion you can explain your reasons but you can not prove them. It is faith. Your choosing is about your feelings. When you find kind of religion acceptable, you can choose it. But after you can find different sect which is more acceptable for you. But who determined those sects and religions? Actually all those things about your faith and your feelings.<br />
                   On the other hand, sometimes feelings can not be enough. For example, we have to read books to learn historical events. There is no other way to improve our historical knowledge and when we learn about history, we can benefit from language and reason. Historical writings must be objective because there is one real and all people have to see that real. According to that point historical writings must prop up each other. Nobody can say ‘I feel that there is no WW2’. It shows that senses can not be effective on history. If you experienced something with your parents two days ago, it is your history and you can tell other people your experince easily. After two weeks you began to forget some details about that event and you began to tell the same event differently. It’ll change on base after some months and when you tell the same event you will not recognize the cahanges but it will began completely different. But if you write that event down, you can protect your history from external factors. Because of it we have to read and evaluate different sources to know historical events.<br />
               Also scientific theories like historical events too. We can not say ‘I feel, this formula must be this, Einstein is wrong!’ or ‘Newton’s 2nd rule is wrong, F is not equal m.a !’Because areas of knowledge shows us there is some definite ways on knowledge. Emotions can not use for science and history. Especially science is based on formulas and scientific investigations. Its reason is nature of knowledge. To know a scientific theory is more complicated. Because we can not experience that, if we are not scientist. In schools, sometimes we have to memorize all the formulas and theories, sometimes we can prove those theories and we assume that we know them. To know a mathematical or scientific theory is not like to know a friend. We can not use our emotions. When you calculate the mathematical operation you can not feel it or sense it with your five sense.<br />
                 Learning to do something is entirely on different way. For example swimming. When we learning to swim, we are watching other people first and execute our teacher’s directions. After a definite period we gain enough knowledge about swimming and carry on the training. To learn to do something is like that. It necessitates memorization and training. When we are learning to do something, we have to use language and reason together. It’s like primitive person’s learning system. Sometimes we can use our feelings. For example when we’re swimming we can say ‘If I do that, I can swim speedly’. But it is also ‘a reason’ because we say it dur to our experiences. It’s a reason-result relation. It’s different from know a friend because we can not use our emotions and we can explain the reasons still.<br />
              Areas of knowledge has different definite ways. Language, reasons, emotions are helping to improve our knowledge accumulation in different areas. Sometimes our brain system working entirely different, like to know a friend or God. We can not prove, but we know. To read something is helpful for history, to make an experiment is useful for science, to make training is useful for swimming or playing guitar. But there is no definite way for know a friend. In that condition, we have to follow our common sense.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/18/tok-essay/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A1 Türk Dili ve Edebiyat Dersi Dünya Yazını 1. Ödevi</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/18/a1-turk-dili-ve-edebiyat-dersi-dunya-yazini-1-odevi/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/18/a1-turk-dili-ve-edebiyat-dersi-dunya-yazini-1-odevi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 18:10:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Fareler ve İnsanlar ve Godot’yu Beklerken’deki odak figürlerin varlık arayışı.
          
           Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında daha belirgin ortaya çıkan ‘yitik insan’ kavramı Steinbeck ve Beckett’in eserlerinde odaklanılan bir olgu olmuştur. Her şeyini kaybeden, yaşamak için bir amaç arayışı içinde olan ve tamamen yok olmamak için bağlanacak başka bir insana gereksinim duyan yitik insanın umuda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Fareler ve İnsanlar ve Godot’yu Beklerken’deki odak figürlerin varlık arayışı.</em></p>
<p>          <img class="alignleft" src="http://hitchcockian.files.wordpress.com/2008/05/where-the-fuck-is-godot.jpg" alt="" width="454" height="302" /></p>
<p>           Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında daha belirgin ortaya çıkan ‘yitik insan’ kavramı Steinbeck ve Beckett’in eserlerinde odaklanılan bir olgu olmuştur. Her şeyini kaybeden, yaşamak için bir amaç arayışı içinde olan ve tamamen yok olmamak için bağlanacak başka bir insana gereksinim duyan yitik insanın umuda ve dostluğa olan ihtiyacı iki eserdeki odak figürlerin genel hallerinde belirgindir. Lennie ve George’un birbirlerine olan bağlılıkları ile Estragon ile Vladimir’in birbirlerini bütünleyişleri, yitik insan olmaktan kurtulma çabalarına bağlanabilir.</p>
<p>            Fareler ve İnsanlar’ın odak figürleri Lennie ile George ve Godot’yu bekleyen Estragon ile Vladimir arasında benzer bir ilişki vardır. Lennie ile Estragon düşünmekten yoksun, unutkan bireyleri temsil ederken; George ile Vladimir belli bir mantık çerçevesi içinde bazı soruları cevaplamaya çalışan bireylerdir. Lennie gittikleri her yerde George’a da zarar verecek problemler yaratmaktadır, kendisine ayak bağı olmaktadır. Buna karşı George ile Lennie’nin arasındaki bağ onların birbirlerinden kopmalarını engellemektedir. Estragon ile Vladimir ise birbirlerine bağlı olmaları için bir gerekçeye sahip olmasalar da bu varlık arayışı içinde yalnız olmak istememektedirler.<span id="more-289"></span></p>
<p>            Lennie ile George birlikte çalışan bir ekip gibidirler. Lennie yapısı gereği çok iyi çalışan bir işçidir ve pekçok kişinin yapamayacağı ağırlıkta işleri tek başına kolaylıkla yapabilmektedir. Fiziksel olarak kuvvetli olsa da zihni bir çocuğunkinden farksızdır. Burada devreye George girer. Lennie’nin fiziksel gücü ile George’un zihinsel gücü onları bir bütün haline getirir. Birlikte kurdukları hayalleri vardır ve bu hayali gerçekleştirmek için çalışmaktadırlar.</p>
<blockquote><p> <em>Ama biz onlar gibi değiliz. Bizim gelecek için planlarımız var. Bizim iki çift laf edecek, halimizden anlayan bir dostumuz var. Gidecek başka bir yeri olmayan, meyhane köşelerinde parasını çarçur eden adamlardan değiliz biz. (&#8230;) Biz başkayız. (Steinbeck, 21)</em></p></blockquote>
<p> </p>
<p>            <img class="alignright" src="http://images.amazon.com/images/P/B00007KQA4.01.LZZZZZZZ.jpg" alt="" width="330" height="450" /> Paraları olmasa da kendilerini avutabilecek planları olması onları yaşama bağlamaktadır. Lennie’nin gücünü kontrol edememesi ve bir çocuk gibi korkması, telaşlanması onların pekçok yerden kovulmasına sebep olmuştur. George sürekli Lennie’yi neden bırakamadığını düşünmektedir. Bunun sebebi kuşkusuz birbirlerine olan ihtiyaçlarıdır. Lennie yalnız başına yaşayacak kontrole sahip değildir. George ise yalnız gezmenin insanı aksileştirdiğini ve içe kapanıklığa neden olduğunu düşünmektedir. Lennie başına dert açsa da birlikte vakit geçirebileceği ve konuşabileceği tek kişidir. Bazen George’un dediklerini anlamasa da Lennie iyi bir dinleyicidir. George ona düşüncelerini çekinmeden söyleyebilmektedir, Lennie her şeyi eninde sonunda unutacağı için iyi bir sırdaştır George’a göre. Bireyin konuşmaya ve dostluğa olan ihtiyacını görmek bu noktada kolaydır. Lennie ile George arasındaki bağ birbirlerini kaybetme korkusuyla da açıkça görülmektedir.</p>
<p><em> </em></p>
<blockquote><p><em>“Olur ya, George geri dönmedi. Ne yaparsın?”</em></p>
<p><em>Lennie yüzünü buruşturdu.(&#8230;) “Niye öyle dedin?” diye haykırdı. “Yalan söylüyorsun. Georga’a bir şey olmadı.” Ansızın Lennie Crooks’un üstüne yürümeye başladı. “Kim yaraladı George’u?” (&#8230;) George beni bırakıp gitmez, George hayatta öyle şey yapmaz.” (Steinbeck, 84)</em></p></blockquote>
<p><em> </em></p>
<p>              Birbirine bağlanmış yitik insanların zamanla bütünleşen benlikleri ise birbirlerini kaybetme korkusuyla daha da yoğun bir hal alır. Varoluşlarını birbirlerine olan bağları ile bağdaştırmaktadırlar. Böyle bağlar içerisinde olan bireyler birbirlerinin seslerini duydukça ve konuştukça benliklerini kanıtladıklarını düşünmektedirler. Bu durum Estragon ile Vladimir’in sürekli konuşma çabalarının açıklaması niteliğindedir. Estragon ve Vladimir her gün aynı yerde Godot’yu bekleyen iki karakterdir ve bu bekleyişleri sırasında hep aynı şeyleri yapmaktadırlar. George ve Lennie gibi onlar da birbirlerini tamamlamaktadırlar. Vladimir’in düşünceyi simgeleyen şapkası ve Estragon’un fiziksel rahatsızlığı simgeleyen çizmeleri eserdeki önemli imgeler arasındadır.</p>
<p>              Estragon ile Vladimir kendi varlıklarını arayan yitik insanlardır. Neden orada olduklarını bilmeden saatlerce beklemektedirler. Bu bekleyiş sırasında sessizliklerin oluşuma izin vermemek için sürekli konuşmaktadırlar. Bunun nedeni sessiz kaldıkları anda varoluşları üzerine düşünmeleri için fırsat oluşacak olmasıdır. Düşünmek onlara göre bir tehlikedir.</p>
<p> </p>
<blockquote><p><em>VLADIMIR: Artık düşünme tehlikesinden uzaktayız.</em></p>
<p><em>ESTRAGON: Neden yakınıp duruyoruz öyleyse?</em></p>
<p><em>VLADIMIR: Düşünmek en kötüsü değil.</em></p>
<p><em>(&#8230;)</em></p>
<p><em>VLADIMIR: Korkunç olan düşünmüş olmak. (Beckett, 82)</em></p></blockquote>
<p> </p>
<p>             Onlar ise düşünmek yerine orada oluşlarını birbirlerine göstermek ve varolduklarını bu şekilde kanıtlamak niyetindedirler. “<em>Daima bir şey buluruz, değil mi Didi, bize varolduğumuz izlenimini verecek?” (Beckett, 89) </em>Kendilerince oyunlar oynayarak, birbirlerinin fikirlerini çürüterek, konuşarak vakit geçmesini sağlamaktadırlar. Daima vakit geçirecek bir şey bulmaktadırlar. Estragon en küçük bir olaydan bile sevinç duyabilmekte, yüzünde o gülümsemeyi belirginleştirebilmektedir; ancak bu anlar kısa sürmekte ve onları tekrar bekleyişin içine çekmektedir. Eserin sonunda Vladimir tüm bu varoluş çabalarının boşa olduğunu anlatarak yitik insan kavramını seyirciye tekrar sunmaktadır.</p>
<p> </p>
<blockquote><p><em><img class="alignleft" src="http://brainstorm-services.com/wcu-2005/art/didi+gogo.jpg" alt="" width="512" height="341" />VLADIMIR: Uyuyor muyum ben başkaları acı çekerken? Şu anda uyuyor muyum?(&#8230;) O hiçbir şeyin farkında olmayacak. Yediği tekmelerden söz edecek ben de ona havuç vereceğim. (&#8230;) Ama alışkanlıklar duyarsızlaştırıyor insanı.</em></p>
<p> </p></blockquote>
<p>              Estragon ile Vladimir her gün aynı yerde aynı şeyleri yapmakta ama farketmemektedirler. Vladimir bunun farkına vardığında ise hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini, düzenin onlar için böyle olduğunu düşünmektedir. Her iki sahnenin de sonunda sahneye Godot’nun yanından geldiğini söyleyen bir çocuk çıkar. İlk sahnedeki çocukla aynı olmasına rağmen, ikinci sahnede çocuğun &#8211; Pozzo ve Lucky gibi – Estragon ile Vladimir’i hatırlamaması, bir önceki gün kendilerini görmediğini söylemesi, Estragon ile Vladimir’in varoluşları hakkında şüpheye yol açar.</p>
<p>              Yitik insan kavramını daha iyi anlamamızı sağlayan bu eserde Vladimir ve Estragon kendilerini asmayı düşünürler ancak bunu da yapamazlar. Ellerinde kendilerini ağaca asmaları için bir kemer vardır ancak ikisinin de ölümünü sağlayabilecek kadar sağlam bir dal ve kemer olup olmamaları önemlidir. İkisinden biri ölür ise diğeri yalnız kalacaktır ki bunun anlamı varoluşlarını asla kanıtlayamamak demektir. Yalnız kalmak ikisi için de korkunç bir sona neden olmak anlamına gelmektedir. Diğer yandan ölmemek için nedenleri vardır, kendilerine bir amaç belirlemişlerdir, Godot’yu bekliyorlardır. Godot’yu hiç görmemiş olsalar da, hiç tanımasalar da onu beklemekten yılmazlar. Ellerindeki tek umut onun gelişidir. Varlıklarını göstermek için, varolduklarından emin olmak için bu umuda sıkı sıkıya sarılırlar.</p>
<p> </p>
<blockquote><p><em>VLADIMIR: Ufaklığı duymadın mı? Godot’nun yarın kesinlikle geleceğini söyledi. Buna ne dersin?</em></p>
<p><em>ESTRAGON: Öyleyse bize düşen, burada beklemeye devam etmek. (Beckett, 69) </em></p></blockquote>
<p> </p>
<p>                 Godot tarafından gönderildiğini söyleyen çocuk iki sahnede de Godot’nun geleceğini söylemektedir. Bu da odak karakterlerin beklemesi için yeterli bir nedendir. Godot onlar için varoluşlarını gösterecekleri bir umuttur.</p>
<p>                Godot’yu beklemekten başka bir şey yapamayan Estragon ile Vladimir ve kurdukları bir hayalin peşinden giden Lennie ile George varoluşlarını kanıtlamak yönünden benzerlik göstermektedir. Lennie ile George, kimsenin onlara karışmadığı, istedikleri zaman istediklerini yapabilecekleri bir hayatı hayal etmektedir. Diğer insanlardan aşağı kalır bir yanları olmadığını, yani varolduklarını göstermek için bu hayallerini gerçekleştirmeleri önemli bir rol oynamaktadır. Bu hayal onların Godot’su niteliğindedir. Godot umudu temsil eden bir bekleyiştir ve her iki eserde de karakterler hayatlarını bir umuda adamışlardır.</p>
<p>               Fareler ve İnsanlar’da hayal edilen eve, tavşanlara ve rahat bir hayata ulaşılması durumunda karakterler varlıkları hakkında düşünmeye başlayacaklar ve yeni bir hayal edinmek zorunda kalacaklardır. Godot’yu bekleyen karakterlerimiz de Godot’ya ulaşabilmeleri halinde varlıklarını kanıtlamak için bunun yeterli olmadığını görecek ve yeni bir umuda gereksinim duyacaklardır. Kendi varlıklarını bulacaklarını düşündükleri hayalleri ve beklentileri doğrultusunda bu amaçlara ulaşırken yanlarına destek olarak seçtikleri dostları vardır. Bu kendilerini yitik insan kavramından uzaklaştırdıklarını düşünmelerini sağlamaktadır. Yanlarında kendilerine yoldaşlık eden bir başkasının olması onlar için başka bir umut kaynağıdır.</p>
<p>               Fareler ve İnsanlar’da ve Godot’yu Beklerken’de odak figürlerin birbirlerine bağlı olmalarının, yanlarında dost olarak gördükleri başka kişilerle hareket etmelerinin ve ne olursa olsun kopamamalarının sebebi birlikte seçmiş oldukları umuda doğru birlikte hareket etme istekleridir. Her iki eserde de birbirini tamamlayan karakterlerden birinin yok olması durumunda denge bozulacak ve kendi benliklerini bulma çabası yarım kalacaktır. Yitik insanın umuda olan ihtiyacı ve bu ihtiyacın doğurduğu bağımlılık onların kendi hayatlarını kurmalarını engellemektedir. Yitik insanı hayata kazandırmak ise ancak varoluşunu kanıtlamakla mümkündür. Bu da her iki eserde de Godot’ya ulaşmak anlamına gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/18/a1-turk-dili-ve-edebiyat-dersi-dunya-yazini-1-odevi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlanacak halimize&#8230;</title>
		<link>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/03/aglanacak-halimize/</link>
		<comments>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/03/aglanacak-halimize/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 18:50:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özlem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozlemdirgin.com/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[2009 yılı Darwin yılı&#8230; Ama Milli Eğitim Bakanlığı bizden bunun kanıtını istiyor.
2009 yılı boyunca Türkiye&#8217;nin belli yerlerinde Darwin ile ilgili etkinlikler ve sempozyumlar oldu. Bunların birkaçına arkadaşlarımla birlikte ben de katıldım (İstanbul&#8217;da). Yurtdışından gelen profesörler, konuklar, uzmanlar eşliğinde mükemmel saatler geçirdik.
Benzer bir etkinliği sene bitmeden okulda yapmayı düşündük biz de. Okulumuzda Darwin yılı nedeniyle bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-283" title="charles-darwin-8221" src="http://www.ozlemdirgin.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/charles-darwin-8221.jpg" alt="charles-darwin-8221" width="340" height="332" />2009 yılı Darwin yılı&#8230; Ama Milli Eğitim Bakanlığı bizden bunun kanıtını istiyor.</p>
<p>2009 yılı boyunca Türkiye&#8217;nin belli yerlerinde Darwin ile ilgili etkinlikler ve sempozyumlar oldu. Bunların birkaçına arkadaşlarımla birlikte ben de katıldım (İstanbul&#8217;da). Yurtdışından gelen profesörler, konuklar, uzmanlar eşliğinde mükemmel saatler geçirdik.</p>
<p>Benzer bir etkinliği sene bitmeden okulda yapmayı düşündük biz de. Okulumuzda Darwin yılı nedeniyle bir sempozyum düzenlemeyi ve başka okullardan öğrenciler davet etmeyi, birkaç gün boyunca bu konuda uzmanlarla birlikte tartışmalar yürütmeyi falan filan&#8230;.. Ve geçen sene gittiğimiz sempozyumdan olsun, diğer etkinliklerden olsun birçok uzmanı (yabancılar da olmak üzere) okulumuza davet ettik.</p>
<p>Gelin görün ki Türkiye&#8217;de böyle bir etkinliğin havada kapılması gerekirken milli eğitim bakanlığından şöyle bir cevap geldi :</p>
<p>&#8220;Bu yılın Darwin yılı olduğunu belgeleyen bir şey yok, böyle bir etkinliğe izin veremeyiz&#8221;<span id="more-279"></span></p>
<p>Ben de cevaben şunu yazmak istiyorum :</p>
<p>&#8220;Bugün 12 şubat, “Uluslararası Darwin Günü”. Bundan 200 yıl önce, 12 şubat 1809’da büyük doğa bilgini Charles Darwin doğmuştu. Bunu göz önüne alan Uluslararası Biyolojik Bilimler Birliği (IUBS) ve UNESCO, bugünü “Darwin Günü” ilan etti. Bu yüzden, “Darwin Günü” şu anda dünyanın pek çok yerinde kutlanıyor.&#8221; http://www.darwinyili.org/ &#8216;dan alıntıdır.</p>
<p>Güler miyiz ağlar mıyız? İnsan ister istemez merak ediyor konunun &#8220;Evrim&#8221; ile bir ilgisi var mı diye. Malum bu sene benzer şeyler yaşandı, TÜBİTAK konusu bunun en büyük örneklerinden biriydi.</p>
<p>Bir lise düşünün, birçok öğrencinin can atarak katılacağı ve diğer ülkelerle iş birliği içinde olacağı bir etkinlik yapmak istiyor -ve yapamıyor. Bir yanda &#8220;baba beni okula gönder&#8221; kampanyaları varken bir yanda böyle bir engel konması bana çok ironik geliyor. Pekçok açıdan iyi bir reklam olabilirdi bu sempozyum. Lise düzeyinde bir okulun yapacağı çok önemli bir etkinlik olacaktı.</p>
<p>Türkiye işte, hem ağlar eğitim eğitim diye, hem de nasıl engellerim diye düşünür&#8230;</p>
<p>Bir muhabirle geçen konuşmada da &#8220;Bakanlığa bunu kanıtlayan bir belge gönderseniz bile, bugün yarın derken 2009un geçmesini beklerler onaylamak için merak etmeyin.&#8221; dendi.</p>
<p>E ben ne diyeyim şimdi,</p>
<p>Sinir olduğumla kaldım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozlemdirgin.com/2009/10/03/aglanacak-halimize/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
